Öncelikle yeni bloğuma hoşgeldiniz.Temayı bulmak biraz zor oldu ama sonunda buldum işte.
Son zamanlarda her şeyim fevkaladenin fevkinde gidiyor. Düşlediğim her şey gerçek oluyor. Tabi biraz zorlamayla. Şunu anladım ki uğraşılmadan kazanılmış zafer zafer değildir arkadaş. Çok uzakta olmayan bir zaman diliminden sonra tüm hayallerim gerçekleşmiş olacak. Ama daha önümde uzun bir yol var. Hayalim ne mi? şimdilik bunu saklı tutuyorum.Duyan herkesin şok geçireceğine eminim. O yüzden şimdilik susuyorum.
Yaklaşık 1 aydır amcamla sürekli savaş halindeydik. Ben kendi başıma bir iş bulmak isterken, o kendi uygun gördüğü işte çalışmamı istiyor. Amcamın kötü yüzünü görmek istemezsiniz. filmlerdeki kötü adamlar gibi oluyor. Ve malesef ki eli kolu her yere uzanıyor. 1 aylık savaşımızdan o mağlup çıktı ve bana kendi uygun gördüğü bir iş ayarlayacak. evet babasızlık böyle bir şey işte. Korumakla mükellef olan bir akraban bile senin kötülüğünü isteyebiliyor. Ve seni koruyacak kimse yok. 8 yıldır çektiğim şey bu. Ticaret lisesini okumamı ailem istedi.ve şimdi de nerede çalışacağıma onlar karar vereceklerini sanıyorlar. konu ben olunca,çatışma halindeki ailem bir anlaşma imzalıyorlar yani.
Ama sanıyorlar ki benim plan yapamayan bir beynim yok. Çok kısa bir süre sonra şok geçirecekler. Onlar kötüyse ben daha zekiyim. Ve bu beni bir nevi kamçılıyor.
Geçen Elif z. ile harika bir gün geçirdik. Çok güldüm çok eğlendim. O da benim kadar çılgın ve saçmalıklarla dolu. Eğlenmeyi özlemişim. Mutluyum. İlginç ama umut doluyum.
Ve BU BLOĞU SEVİYORUUUM!!!
28 Eylül 2011 Çarşamba
26 Eylül 2011 Pazartesi
Boşçakal.
Hadi gel unutalım şu dünyayı. Amerikanın ekonomik krizleri,yunanistanın batması,avrupanın herşeye tepeden bakması,türkiyenin gitgide daha çook daha kapanması ve islam ülkelerinin temsilci olması,Tüketim çılgınlığı,küresel ısınma,füze kalkanı projesi gibi şeyleri.
Bırakalım hayatı kovalamayı.
Duralım.
Soluklanalım bir deniz kenarında.
Güneş denizimizin ufkunda batarken,yunusları seyredelim. Kafa nereye biz oraya değil,biz nereye kafada oraya olsun. Çıkaralım içimizden gereksiz organları.Taşımakta zorlandıklarımızı.
Bırakalım hayatı kovalamayı.
Duralım.
Soluklanalım bir deniz kenarında.
Güneş denizimizin ufkunda batarken,yunusları seyredelim. Kafa nereye biz oraya değil,biz nereye kafada oraya olsun. Çıkaralım içimizden gereksiz organları.Taşımakta zorlandıklarımızı.
Sessizce uyuyalım sonra.
Ve uyanalım.
Sonra söz istediğin herşeyi yaparız. sabahın 6 sında işe gitmek için uyanırız. sen kahveni hızlıca içerken ben saçlarımı toplamaya çalışırım. Düzgün bir at kuyruğuyla ve iş kıyafetlerimizle çıkarız kapıdan eğer istersen. O telaşın içine atarız kendi cesetlerimizi. Günün nasıl geçtiğini anlamayız. Aylar yıllar geçiririz böyle.
Sen yeter ki sadece bir güncük kuralları yık benimle. lunaparka gidelim mesela. yada bakkaldan meyve suyu çalalım yaşlı sabri amca bakkalda uyuklarken. Çocukluğumuza geri dönelim. Kaçak trene binelim,ıslak hamburger yiyelim.
Ne olur sanki bir günden.
Ama asla uyanmayacaksın o kabustan.
Uyansan bile açmayacaksın gözlerini.
Hep öyle gitsin isteyeceksin.
Amy winehouse un ölümü için üzülmeyeceksin çünkü o senin için uyuşturucudan ölmüş olacak.Bir ülke dolusu hayranı olması seni enterese etmeyecek.
Bülent Ortaçgil senin için sadece aylaklık yapan bir şarkıcı olarak kalacak.
Okan bayülgen ile sistemi becermek istemeyeceksin.
Öyle yaşayacaksın,
Öyle de öleceksin.
Sen hoşçakalma sevgilim.
Boşçakal.
Boşçakal.
24 Eylül 2011 Cumartesi
Me and İ.
Bir garip hissediyorum kendimi son günlerde.
Değişen bir ruh halinden ziyade,değişen bir şey var içimdeki bende.
Aynadaki beni hiç sevmiyorum artık.
Göz rengi sürekli değişen,dudakları sürekli kırmızı ve anlamsız bakan bir çift göz. Saçlarımı sevmiyorum.
Renk renk olmasını istiyorum.
Morlar maviler pembeler. Pis emolar gibi değil he. Emolardan hiç hazzetmiyorum.
Gökkuşağı gibi.
Eski yazılarımdaki ben değilmişim. Birinin rolüne bürünmeye çalışıyor gibiyim sanki. Şimdiki düşünce halimi daha çok seviyorum.
Müzik anlayışım seviye atladı.
Çizgilerim daha keskin. Ama görünüşüm çizgilerimi hiç yansıtmıyor. Dolabımın hepsini kapımızın önünde yakmaya niyetliyim.
Odamdaki posterlere baktıkça daha bir heyecanlanıyorum.
Ve seni çok özlemişim. İçimdekileri normal kağıtlara dökemiyorum. İyi ki varsın.
Sık sık uğrarım artık.
Kendine iyi bak. koskoca bir yazı geçirdik farkında mısın?
Sonbahar yapraklarına basmayı seviyorum. Bana teomanın İstanbulda sonbahar şarkısını hatırlatıyor yaprakların hışırtısı.
25 Nisan 2011 Pazartesi
Ding, Dang. Dong!
Vay anasını yav. Bir şarkı insanı ne kadar değiştirebilir tabumu bugün kırmış bulunuyorum.
Depsesif obsesif psikolojikman çökük-veonabenzerşeylerimiişte- ruh halimi düzeltebilen bir şarkı buldum.
Aslında o kadar sıkıcı bir gün geçirmiştim ki hiç gLee izleme havamda değildim. Ama artık şeytanmıdır melekmidir kimin dürttüğünü bilemeden Kendimi diziportu açarken buldum. Aman Tanrım o da ne? Bir şarkı. Valerie. "dets emayzing!"diyiverdim anlayamadan. Tüm kötü düşünceler uzaklaşıp gidiverdi. Hemde kafam kendini resetlemeden. Ne kadar sevindim sana anlatamam biloğum. Gecenin bir tarzı alice in wonderland deki header gibi dans ettim valla.
Kargalığı geçmiş olan sesim bile bu şarkıyı söyleyince mutlu oldu inanırmısın. Yeniden müzikle doluverdim.
Şukelalardayım, Kaşık kaşık krem şanti yiyorum, Ve artık penceremden daha parlak bir ışık odamı aydınlatıyor.
Yenilendim sanırsam.
Hayat güzel. Hemde çook.
İnsanlar bunu aklından çıkarmamalı.
Hay mk! gece olmuş ya.
Öptüm seni biloğum Cuma dan sonra yaz geliyor. Ne güzel değil mii? (:
Depsesif obsesif psikolojikman çökük-veonabenzerşeylerimiişte- ruh halimi düzeltebilen bir şarkı buldum.
Aslında o kadar sıkıcı bir gün geçirmiştim ki hiç gLee izleme havamda değildim. Ama artık şeytanmıdır melekmidir kimin dürttüğünü bilemeden Kendimi diziportu açarken buldum. Aman Tanrım o da ne? Bir şarkı. Valerie. "dets emayzing!"diyiverdim anlayamadan. Tüm kötü düşünceler uzaklaşıp gidiverdi. Hemde kafam kendini resetlemeden. Ne kadar sevindim sana anlatamam biloğum. Gecenin bir tarzı alice in wonderland deki header gibi dans ettim valla.
Kargalığı geçmiş olan sesim bile bu şarkıyı söyleyince mutlu oldu inanırmısın. Yeniden müzikle doluverdim.
Şukelalardayım, Kaşık kaşık krem şanti yiyorum, Ve artık penceremden daha parlak bir ışık odamı aydınlatıyor.
Yenilendim sanırsam.
Hayat güzel. Hemde çook.
İnsanlar bunu aklından çıkarmamalı.
Hay mk! gece olmuş ya.
Öptüm seni biloğum Cuma dan sonra yaz geliyor. Ne güzel değil mii? (:
21 Nisan 2011 Perşembe
Dinleyin! Ya da dinlemeyin. Ne fark eder?
Önceki yazılarımdan birinde bazen insanları kırarım demiştim. şimdi onun ikinci kısmına geçiyoruz.
Bazen de insanlar beni kırar. Sürekli kendimi kırmaya alışık olan bünyem,başkası yapınca şekil değiştirir.
Önemsemediğim insanlar canımı yakmasa da,bazen çok sevdiğim arkadaşlarımdan bazıları bunu yapıyor. Günlerce düşünüyorum mesela. Gündüzleri slow müzik dinliyorum geceleri ağlamadan,bir kaç gözyaşı düşmeden yastığıma uyuyamıyorum bazen. Çünkü üzülüyorum. Ben ona ne yaptım ki o beni umursamıyor diyorum.
Gerçekten üzülüyorum.
Halbuki o her cümlesinde insanları kırmamaya çalıştığını söylüyor. Her kelimesi tek harf yazsa bile bunu görebiliyorum. Okulda çok dışlandığından şikayet ediyor ama birilerini dışlıyor bilmeden.
Biliyorum farkına varsa bu yaptığının üzülür. Melek gibi bir kalbi var ama bilmeden kırılmak bile canımı acıtıyor bazen.
Ben de insanları kırmıyor muyum? Evet kırıyorum hatta paramparça ediyorum bazen. Yaptığımdan da pişmanlık çok geç duyuyorum.
Ama ben siyahım diye çevremdeki herkes siyah olmak zorundamı?
Birisi çıksa da "Ben beyazım kardeşim!" dese bende beyaz olmaya çalışmazmıyım?
Zaten yorucu olan hayatıma siyahı sokarmıyım hiç?
Ama yok.
İnsanlar beni önemsemiyor.
Sanırım bu yukarıdakinin yarattığı herşeyi çok sevmemden kaynaklanıyor.
Kötü insanlara bile üzülüyorum bazen.
Ve sanırım bu benim en büyük günahım.
Sen sen ol bloğum... Sen ben olma bloğum. İnsanlara haddinden fazla değer verme.
Bitti.
Bazen de insanlar beni kırar. Sürekli kendimi kırmaya alışık olan bünyem,başkası yapınca şekil değiştirir.
Önemsemediğim insanlar canımı yakmasa da,bazen çok sevdiğim arkadaşlarımdan bazıları bunu yapıyor. Günlerce düşünüyorum mesela. Gündüzleri slow müzik dinliyorum geceleri ağlamadan,bir kaç gözyaşı düşmeden yastığıma uyuyamıyorum bazen. Çünkü üzülüyorum. Ben ona ne yaptım ki o beni umursamıyor diyorum.
Gerçekten üzülüyorum.
Halbuki o her cümlesinde insanları kırmamaya çalıştığını söylüyor. Her kelimesi tek harf yazsa bile bunu görebiliyorum. Okulda çok dışlandığından şikayet ediyor ama birilerini dışlıyor bilmeden.
Biliyorum farkına varsa bu yaptığının üzülür. Melek gibi bir kalbi var ama bilmeden kırılmak bile canımı acıtıyor bazen.
Ben de insanları kırmıyor muyum? Evet kırıyorum hatta paramparça ediyorum bazen. Yaptığımdan da pişmanlık çok geç duyuyorum.
Ama ben siyahım diye çevremdeki herkes siyah olmak zorundamı?
Birisi çıksa da "Ben beyazım kardeşim!" dese bende beyaz olmaya çalışmazmıyım?
Zaten yorucu olan hayatıma siyahı sokarmıyım hiç?
Ama yok.
İnsanlar beni önemsemiyor.
Sanırım bu yukarıdakinin yarattığı herşeyi çok sevmemden kaynaklanıyor.
Kötü insanlara bile üzülüyorum bazen.
Ve sanırım bu benim en büyük günahım.
Sen sen ol bloğum... Sen ben olma bloğum. İnsanlara haddinden fazla değer verme.
Bitti.
17 Nisan 2011 Pazar
Doğum Günün Kutlu olsun. ♥
Beynim içeride hızla yol katediyor günlerdir. "mert'e yazı yazmalıyım yazmalıyım kesinlikle yazmalıyım." diye. çünkü hadi amaa sen vişne çürüğüsün. Böğüm böğüm ağlatabilme gücüne sahipsin. En son baktığımda 410 tane izleyicin vardı. kabul et sen bir vişne çürüğüsün. Bir blogger a en iyi hediye nedir? Bu sorunun cevabını sen benden daha iyi biliyorsundur.
Aslında bu bir doğum günü yazısı başlıktanda anlaşılacağı gibi. Ama beynim seni övmeye doğru ilerlediği için başlangıcımın kusuruna bakma.
Ben senin beceriksiz yazarın, ablan olamasamda abla gibi davranmaya çalışanın, Birazcıkta olsa seni kollamaya çalışanın,şuan kendime taktığım ünvanlarımı çok layık görenin.
Sen benim,biricik küçük erkek kardeşim,saçlarını dağıtmak istercesine karıştıranım, İncide karşılıklı profiterol yemek istediğim.
Bende bilmiyorum bu sevgi nereden geliyor? Hani türk filmlerinde "Abla sen çok iyisin sana anne diyebilirmiyim?"derler ya onun gibi birşey sanırım.
Sana Erkek kardeş demeyi o kadar çok seviyorum ki. Anlatılmaz yaşanır ya.
Biliyorum bazen bunu çok saçma buluyorsun. "Lan aramızda bir yaş var mk." demek istediğin zamanları hisedebiliyorum.Gereksiz bir özellik ama biliyorum.
Aslında bende bazen "Lan aramızda bir yaş var ya" diye düşünüyorum.
Neyse ya bu konu çok saçma yerlere gidiyor daha yazmamız gereken çok şey var.
Başlangıçta,ona ne hediye almalıyım diye düşündüm. Ne yapmalıyım ki mutlu olsun? Bakırköyde boş boş gezerken bir de ne göreyim. İşte dedim işte bu o. bu hediyeye baktıkça yemin ederim ki seni görüyordum. Tanıdığım bir sürü erkek arkadaştan seni ayırabilen müthiş bir şey. Bu aldığım hediyeyi senin sevebileceğini düşündüm sonra ve aldım. Ama bununla yetinmedim bir de senin için yazı yazdım.
Sen,İnci sözlük çıktığından beri liseli olmaktan nefret eden,
Zeyna,Rose Tyler,Rihanna,Pucca ve bilumum başarılı blog yazarlarından çok hoşlanan.Ah birde tabiki nağmee.
Adam fawer a korsan kitap imzalatan,
Maviden Vazgeçemeyen,
Browni intense ve çilekli milka için herşeyi yapabilecek olan,
İnanılmaz yazılara ve özellikle sarımsakçı kız ayşeye imza atan,
Üstrupsuz Yazar'a mantı açtrıtma gücüne sahip,Aras Öztürk ile fotoğraf çektirebilen,
Ama en önemlisi;
Sen iyi bir insansın.
İyi bir genç.
İyi bir yazar.
3 ü bir aradasın.
Sen "Mert Yıldırım"sın.
İyi ki hayatıma lambır lumbur girdin.
İyi ki seninle ve diğerleriyle karşılaştım diyorum bazen.
Ben deli bir insanım ve vişnemi çook seviyoruum. ♥
Ben biraz şımarık,kibirli bir insanım ama yine de vişne çürüğümü seviyorum.
Doğum Günün Kutlu Olsun. ♥
Not: umarım aldığım hediyeyi bir kaç hafta içinde verebilirim. Ve Türkçemin kusuruna bakma N'oluur. ♥
Birşey diyeyim mi? Bu yazıyı göndermekten korkuyorum şu an. Elim KAYDI YAYINLA butonuna gitmiyor.
.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








